Yine Biz Bize Koşuyoruz. Veliefendi Dünya Yıldızlarını Neden Kaybetti?
Türk at yarışçılığının dünyaya açılan en önemli organizasyonu olan Uluslararası Yarış Festivali, 5-6 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda gerçekleştirilecek. Ancak festival öncesinde yarışların kendisi kadar önemli başka bir konu yeniden gündemde:
Altilioyna
Editoryal ekip

2026 Uluslararası Yarış Festivali'nin ilk kayıtları aslında umut vericiydi. Yurt dışından 12 safkanın aday olarak kayıt yaptırması, uzun süredir özlenen uluslararası katılımın yeniden canlanabileceği beklentisini doğurdu.
Ancak kesin katılım aşamasına gelindiğinde beklenen tablo ortaya çıkmadı. İlk kayıtlarda görülen yabancı adayların önemli bölümü İstanbul yolculuğundan vazgeçti.
Yurt dışından gelen veya yurt dışında yarışan bazı isimlerin ise Türk sahip ve yetiştiricilerle bağlantılı olması, festivalin gerçek anlamdaki yabancı eküri ilgisinin yeniden tartışılmasına neden oldu.
Bir zamanlar 29, hatta 36 yabancı safkan geliyordu
Bugünkü tabloyu çarpıcı hale getiren aslında Uluslararası Yarış Festivali'nin geçmişi.
Veliefendi bir dönem dünyanın önemli yarış organizasyonlarından gelen çok sayıda safkanı aynı hafta sonunda ağırlıyordu.
Festivalin güçlü dönemlerinden birinde İngiltere, Fransa, Almanya ve Bulgaristan'dan toplam 29 yabancı safkan İstanbul'a gelirken, başka bir festival yılında bu sayı 36 yabancı safkana kadar ulaşmıştı.
Sadece atlar da gelmiyordu.
Dünyaca ünlü eküriler, antrenörler ve jokeyler de eylül ayının ilk hafta sonunda Veliefendi'de buluşuyordu.
Bugün gelinen noktada ise aynı organizasyonun yabancı safkan çekmekte zorlanması dikkat çekiyor.
Godolphin ve Frankie Dettori'nin geldiği Topkapı'dan bugüne
Geçmiş yıllardaki Topkapı Koşusu bu değişimi anlatan en güzel örneklerden biri.
Topkapı'yı Musır'ın kazandığı unutulmaz mücadelede, dünyanın en büyük yarışçılık operasyonlarından Godolphin'in Invisible Man isimli safkanı da start almış ve üzerinde dünya yarışçılığının efsane jokeylerinden Frankie Dettori bulunmuştu.
Musır'ın jokeyi ise bir başka dünya yıldızı Christophe Soumillon'du.
O dönem Topkapı Koşusu'nun yalnızca adı uluslararası değildi; start makinesinin arkasında da dünya yarışçılığından önemli isimler bulunuyordu.
Peki ne değişti?
İkramiyeler yabancıların kararını etkiliyor olabilir mi?
En dikkat çekici değişikliklerden biri yarışların uluslararası ölçekteki ekonomik cazibesi.
Yabancı katılımın güçlü olduğu dönemde Topkapı Koşusu'nun birincilik ikramiyesi 270.000 Euro, Boğaziçi Koşusu'nun birincilik ikramiyesi ise 180.000 Euro seviyesindeydi.
2026 yılında Topkapı Koşusu'nun toplam ikramiyesi 13 milyon 125 bin TL, birincilik ikramiyesi ise 7 milyon 500 bin TL olarak açıklandı.
Boğaziçi Koşusu'nda ise toplam ikramiye 10 milyon 500 bin TL, kazanan safkanın alacağı birincilik ikramiyesi 6 milyon TL.
TL bazında ikramiyeler her yıl yükseliyor.
Ancak yabancı bir at sahibi açısından önemli olan rakamın TL karşılığı değil, kendi yarış takvimindeki alternatiflerle kıyaslandığında İstanbul'a gelmenin sağlayacağı ekonomik ve sportif kazanç olduğu unutulmamalı.
Bir Avrupa ekürisi için soru oldukça basit:
Atını kendi ülkesindeki veya Avrupa'daki alternatif bir Grup yarışında koşturmak yerine neden İstanbul'a göndermeli?
Bu soruya verilen cevap yeterince güçlü değilse yalnızca yarışın “uluslararası” statüde olması yabancı katılımını sağlamaya yetmiyor.
TJK nakliye desteği de sağlıyor
Türkiye Jokey Kulübü'nün yabancı katılımını artırmak için önemli teşvikleri bulunuyor.
2026 festival şartlarına göre Avrupa ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden hava yoluyla gelecek uygun safkanlara 12.000 Euro gidiş-dönüş nakliye desteği sağlanıyor.
Amerika, Okyanusya, Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinden gelecek safkanlar için bu destek 18.000 dolar seviyesinde.
Dolayısıyla sorunu yalnızca ulaşım maliyetiyle açıklamak mümkün görünmüyor.
Asıl mesele İstanbul'da yarışmanın yabancı at sahibi için toplam cazibesi olabilir.
Topkapı ve Boğaziçi artık G3
Sportif açıdan dikkat çeken bir başka değişiklik de yarışların Grup statüsü.
Topkapı ve Boğaziçi Koşuları bugün G3 seviyesinde düzenleniyor.
Uluslararası yarışçılıkta büyük eküriler için ikramiye kadar önemli başka bir unsur daha bulunuyor: black type ve Grup yarış başarısı.
Özellikle ileride damızlık değeri taşıyabilecek bir safkan açısından G1 veya G2 bir yarışta elde edilecek derece ile G3 yarış başarısının ticari karşılığı aynı değil.
Bu nedenle İstanbul'a yapılacak uzun yolculuk değerlendirilirken yalnızca kazanılabilecek para değil, elde edilecek sportif başarının atın kariyerine katacağı değer de hesaba giriyor.
Eylül ayında rekabet sadece pistte değil, yarış takviminde de
Festivalin tarihi de yabancı katılım açısından önemli.
Eylül ayı Avrupa yarışçılığının oldukça yoğun olduğu dönemlerden biri.
İngiltere, Fransa, İrlanda ve diğer önemli yarış ülkelerinde Grup ve Listed seviyesinde birçok alternatif bulunuyor.
İyi bir safkana sahip yabancı ekürinin önünde bu kadar fazla seçenek varken İstanbul'un hem ikramiye hem yarış statüsü hem de prestij açısından rakiplerinden daha cazip bir seçenek sunması gerekiyor.
Aksi halde ilk kaydın yapılması kolay olsa bile safkanın uçağa binip Veliefendi'ye gelmesi çok daha zor hale geliyor.
2026 yılında yaşanan durum bunun önemli bir örneği olabilir.
Sorulması gereken soru: Yabancılar neden gelmiyor?
Burada amaç Uluslararası Yarış Festivali'nin değerini küçümsemek değil.
Aksine Topkapı, Boğaziçi, İstanbul, Anadolu ve Malazgirt gibi koşular Türk yarışçılığının en önemli mücadeleleri arasında yer alıyor.
2026 yılında da Türkiye'nin başarılı safkanları Veliefendi'de son derece değerli mücadeleler verecek.
Fakat “Uluslararası Yarış Festivali” adını taşıyan bir organizasyonun başarısının ölçülerinden biri de doğal olarak uluslararası katılım olmalı.
Bir zamanlar onlarca yabancı safkanın geldiği, Godolphin gibi dev ekürilerin at gönderdiği ve Frankie Dettori, Christophe Soumillon gibi dünya yıldızlarının Veliefendi'de boy gösterdiği bir festivalden bugünkü noktaya nasıl gelindiği üzerinde durulması gerekiyor.
İkramiyeler mi yetersiz?
Grup statülerinin düşmesi mi etkili?
Avrupa yarış takvimindeki alternatifler mi daha cazip?
Yoksa festivalin uluslararası tanıtımı ve yabancı ekürilere sunduğu toplam paket mi yeniden ele alınmalı?
Muhtemelen cevap bunlardan yalnızca biri değil, birkaçının birleşiminde yatıyor.
Ancak sonuç değişmiyor:
Türk yarışçılığının gerçek anlamda uluslararası bir festivale ihtiyacı var.
Veliefendi'nin geçmişte bunu başardığını biliyoruz.
Asıl soru, dünyanın önemli safkanlarını yeniden İstanbul'a getirmek için ne yapılması gerektiği.
Altilioyna
Altilioyna editoryal icerik
Haber gezinme
Haberler




